Limon Yağ Yakar Mı?

Limon suyunun zayıflatıcı etkisi ya da yağ yaktığı konusunda bir sürü iddia vardır. Peki, ne kadar gerçeklik payı vardır. Ya da gerçekten doğruysa diyetteki uygulaması nasıldır? Limonun o buruk, ekşi tadı yapısında bulunan yüksek orandaki sitrik asitten ileri gelir. Sitrik asit sindirim sisteminde sindirim enzimleri ve mide asidi ile etkileşime girer. Araştırmaların gösterdiğine göre limonun asidik yapısı tükettiğimiz yiyeceklerdeki şekerin emilimini azaltır. Bunun anlamı vücutta kullanılamadığı için yağa dönüşecek şekerin azalması anlamına gelir. Uygulamayı takip edenlerin bazıları limonun suyu yanında kabuklarını da tüketmektedir. Bu limonun kilo kaybetmedeki etkisini ikiye katlar. Çünkü limonun kabuğu pektin içerir. Pektin kilo kaybına midenizdeki yiyecekleri jel kıvamına getirerek yardımcı olur. Sonuç olarak yiyeceklerdeki şeker bağırsaklarda daha az emilime uğrar.  Buna ek olarak limon suyu kalsiyum emilimini arttırır. Sindirim sisteminin daha asidik olması sonucu tükettiğiniz besinlerin yapısındaki kalsiyumdan daha net faydalanırsınız. Bu kalsiyum daha sorma yağ hücrelerinizde depolanır. Araştırmaların gösterdiğine göre kalsiyum yağ hücrelerinin yağ yakma kapasitesini arttırır.

 

Peki, LİMONU nasıl kullanmak gerekecek?

Kilo kaybını artırmak için limon tüketmenin birçok yolu var. En basitiyle ılık bir suya limon sıkabilir ya da tıpkı çay gibi suyunuzu limon dilimi ile süsleyebilirsiniz.  Bazı kişiler limonun temizleyici etkisiyle kilo vermek ister. Bunu başarabilmek için içtiğiniz suya 1 dilim limon eklemeniz yeterlidir. Ve gün içinde içtiğiniz suyu bu formda almanız günlük enerjinizi de yükseltecektir. Ayrıca fazla kalori almanıza neden olacak aç olmadığınız halde tükettiğiniz yiyeceklerin de önüne geçebilmek için suyun yanında limonu da tüketebilirsiniz. Her gün içmeniz gereken yaklaşık 2 litre suyun yanında bütün bir limonu da tüketiyor olmanız forma girmenize yardımcı olduğu kadar detoks etkisi de sağlayacaktır.  Limon dilimli suyunuzu başka bir doğal besin olan bal ile de tüketebilirsiniz. Aynı etkisini koruyacaktır. Bal doğal olduğu kadar 1 tatlı kaşığı dolusu yaklaşık 1 porsiyon meyve kadar kaloride içerir. Ve tabiki zayıflama konusu karışık bir konudur. Hiç biri tek başına istediğiniz sonucu vermez. Dengeli beslenmeye ve egzersize en azından hareketli olmaya hayatınızda her zaman yer vermelisiniz.

 

Limon  Suyu İle Zayıflamada Başka Bakış Açıları: 

  • İçtiğiniz şekerli ya da tatlandırıcılı gazlı içecekler yerine limon dilimli maden suyunu deneyin.
  • İçtiğiniz bitki- meyve çaylarını kimi zaman 1 yemek kaşığı limon suyu ve 1 kupa sıcak suyla değiştirin.
  • Kalorisi ve yağ içeriği yüksek kremalı moka kahveler yerine formda ve enerjik kalmanızı da sağlayacak limonlu çay seçeneklerine de yer verin.
  • Akşamdan cam bir sürahiye 1 limonu kabuklarıyla dilimleyip atın ve taze nane yaprakları ekleyin.
  • Ertesi sabah içindekileri çıkarıp soğuyan suyunuzu tüketin. Hoşunuza gideceğinden eminim.
  • Yemeklerden 15–20 dakika önce 1 bardak limonlu su tüketin. Bu sizin porsiyon kontrolünüzü de kolaylaştırır.
  • Ayrıca vitamin c içeriği sayesinde besinlerden demir emilimini de arttırır. Yani zinde olmanıza çift etki sağlar.
  • Unutmadan vücudunuza ihtiyacı olan suyu vermeniz formda kalmanın altın kuralıdır.

Düşük Karbonhidratlı Diyet Nedir, Yüksek Protein Düşük Karbonhidrat Tüketimi Faydalı mıdır?

Dönem dönem fazla popüler olan bu diyetlerin zaman içinde ufak değişiklikler ile farklı adlarda tekrardan çıkmışlardır. Çeşitlerine bir göz atarken şu soruların cevaplarına da alalım. Karbonhidrat Diyeti Nedir? Yüksek protein, düşük karbonhidrat içeren diyetler nedir, nasıl yapılır, zararları nelerdir, kilo kaybı için sağlıklı bir yöntem midir?

 

Atkin Diyeti

Karbonhidrat alımını sınırlayan Dr Robert Atkin bu fikre 1958 de okuduğu bir makaleden varmış ve kendi kilo problemini çözmekle kullanmıştır. Daha sonra bu yöntemi 1972, 2002, 2010 ve 2011 yılında yayınladığı kitaplarında değişiklikler ve eklemeler yapmıştır.

 

Peki Atkin’s diet‘ inin çalışma mekanizması nasıl işliyor?

Karbonhidrat kaynağı besinler diyetinizden fazlasıyla çıkartılıyor. Vücudun temel enerji kaynağı glukoz molekülüdür. Yediğimiz protein ve yağda gerektiğinde karaciğerde glukoza dönüştürülüyor. Vücut ihtiyacı olan glukozu bulamadığında ilk olarak karaciğer ve kaslarımızda depo edilmiş olan glikojene yönelir. ANCAK bu beslenme düzenini uygulayanların zaten glikojen deposu da süreç içinde dolu olmuyor ve vücut enerji kaynağı olarak depo yağlara yöneliyor. Düşen kan şekeri ve insulin düzeyi KETOSİZ ‘i başlatıyor yani vücutta yağ yakımı (lipoliz) başlıyor. Ve ketonlar enerji kaynağı olarak kullanılıyor. Yağların yanması sonucu daha fazla enerji harcıyorsunuz, bu yaklaşık olarak ekstra 950 kalori. Çünkü proteinlerin sindirilmesi karbonhidratlara göre daha zor buda vücudunuzun harcadığı enerjinin artması demek oluyor. Sindirimi uzun sürdüğü için duyduğunuz tokluk süresi de uzuyor. Bunlar düşük yağlı diyetlerin işe yaramamasının nedeni olarak da gösterilebilir. Özetle kan şekeri düştüğünde vücuttaki dengeyi kuracak hormonlar (büyüme hormonu, epinefrin, kortizol ve glukagon) devreye girer. Yeterli karbonhidratı almayan vücut,  glikoz deposu glikojeni de olmadığı için enerji kaynağı olarak vücuttaki depo yağlardan başka seçeneği kalmaz.

 

Atkin’s diyeti 4 aşamada uygulanır:

 

1) Giriş ( İndükleme Fazı )

  • Bu aşama sınırlamaların en sert olduğu bölümdür ve 2 hafta önerilir.
  • Vücudun hızlıca ketosize girmesini amaçlar.
  • Sadece 20 gr net karbonhidrata izin verilir ve bunların 12-15 gr salatalık yeşilliklerden kalan 8-5 gr ise diğer sebze ve meyvelerden (brokoli, ıspanak, kuşkonmaz, karnabahar, şalgam,  kabak, domates gibi) gelmelidir.

 

İzin verilen besinler:

  • Öğün başına 120-180 gr et, tavuk, balık, kabuklu deniz ürünleri, kümes hayvanları ve yumurta çeşitleri
  • 110 gr sert veya yarı sert peynir (özellikle salataların üstüne cheddar peyniri gibi)
  • Salatalık sebzeler ve karbonhidratı düşük diğer sebzeler
  • Zeytinyağı, tereyağ ve diğer bitkisel yağlar
  • 8 sb su bu dönem için gereklidir.

 

Yasak Besinler:

  • Alkol ve alkollü içeceklere izin verilmez.
  • Kahve açlık atakları ve kan şekeri düşüklüğüne sebep olmuyorsa ılımlı miktarda kullanılabilir.
  • Her çeşit makarna, pilav, ekmek, unlu gıdalar, hazır ürünler.
  • Salam, sosis, jambon, köfte, midye ve istiridye gibi içinde karbonhidratta içeren et çeşitleri
  • Ciğer gibi sakatatlar 110 g kadar tüketilebilir.
  • Yağlı etler, kümes hayvanlarının derisi ve koyu renk eti.
  • Yumurta sarısı sınırlanır.

 

Yüksek proteinli diyet yapanlara demir içermeyen multivitamin ve diyet lifi kullanımı önerilir.

 

2) Devam eden Kilo Kaybı İçin:

Net karbonhidrat miktarı her hafta 5 g’ lık net karbonhidrat olarak arttırılır. İlk hafta 6-8 sap kuşkomaz, 1 kase karnabahar veya yarım avakado eklenebilir.

 

Takip eden haftada peynir eklenebilir ve 9 basamak olarak sırayla takip edilir:

  • kabul edilebilir sebzelerin tüketimini arttırmak
  • peynir
  • kuruyemişler (kabuklu yemişler)
  • küçük taneli meyveler (çilek, ahududu, böğürtlen, kiraz, yaban mersini vb.)
  • alkol
  • baklagiller
  • diğer meyveler
  • nişastalı sebzeler
  • tam tahıllı besinler

 

Atkins diyetinde ve genel olarak tüm diyetlerde kullanılan karbonhidrat kaynağı tam buğdaylı yani işlenmemiş olmamalıdır. Böylece glisemik indeksi daha düşük olduğu için kan şekerinin hızlı yükselip yağlanmanın önüne geçilir. Atkins diyet ‘inde esmer pirinç ve sebzelerde sınırlı kullanılır.

 

3) Koruma Öncesi Dönem

 

Kişinin kilo verimi durana kadar net karbonhidrat alımı bu kez haftada listede yer alan besinler dahilin de 10 gr kadar arttırılır. Bu seviyenin asıl amacı kişinin kilo almadan tüketebileceği maksimum karbonhidrat miktarının saptanmasıdır. Diyeti uygulayanlar haftada 1 kez yasaklar listesindeki besinlerden tüketebilirler. Bu sayede vücut son aşama için ketosiz korumasından sıyrılmaya hazırlanır. Eğer kişi kilo aldıysa bir önceki basamaktaki karbonhidrat alımına dönmelidir. Kişinin bu aralığı bulması haftalar alabilir.

 

4) Yaşam Boyu Koruma

 

Bu seviyenin amacı bu zamana kadar uyguladığı beslenme tutumunun sürdürülmesini içerir. Çünkü kişi diyet öncesi alışkanlıklarına dönecek olursa kiloları da kişiye dönecektir.

Dr. Atkin ‘in bu yaklaşımı 2003-2004 yıllarında büyük bir popülasyonu etkisi altına aldı. Kuzey Amerika’da her 11 kişiden biri diyetin takipçilerindendi. Bunun sonucu makarna, pirinç gibi yoğun karbonhidrat içeren gıdaların satışı %8.2 ‘den %4.6 ‘ya düşmüştü. Tabi bu sanayicilerin hoşuna gitmemiş ve bu düşük karbonhidrat çılgınlığını bloke etmeye çalışmışlardı.

 

PEKİ kilo verebilmek sizce bu kadar kolay olabilir mi ya da bu kadar kolay olsaydı zayıflamak neden hiç gündemden düşmüyor. FAZLA PROTEİN TÜKETMENİN süreç içinde size verdiği zararların farkına varalım şimdi de;

 

Yüksek proteinli diyetlerin protein yüzdeleri:

  • Dukan diyeti %46
  • Paleo Diyeti %38
  • Medifast diyeti % 40
  • Zone Diyeti %29
  • Abs diyeti %28
  • South Beach Diyeti %30
  • Atkin Diyeti %30
  • Biggest Loser Diyeti %30
  • Weight watchers %26

 

Genel Olarak Yüksek Proteinli Diyetlerin Sağlığımız için Riskleri

  • Böbrek taşı oluşumu
  • Kemik erimesi
  • Doymuş yağ alımının yüksek olması sonucu vücuda zarar verebilecek yapılara tutunma alanı oluşturması
  • Bazı çalışmalarda kardiyovasküler hastalık riskini, LDL kolesterol düzeyini düşürdüğü ve iyi kolesterolü (HDL kolesterol) yükselttiği gözlenmiştir ancak çalışmalarda (kontrol grubu) neyle karşılaştırıldığı da göz ardı edilmemelidir.
  • Damarlara zarar veren kan değerlerinin Atkins diyeti başladıktan kısa bir süre sonra yükseldiği de gösterilmiştir.
  • Tüketimin ucu kaçtığında yine yağlanmada artış görülür.
  • Aşırı protein tüketimi belli kanser türlerine yakalanma riskini arttırabilir. Kırmızı et ve işlenmiş etlerin fazla tüketimi bağırsak ve rektum kanser riskini artırır.
  • Diyet lifi alımınız kısıtlanır ve bu bağışıklık sistemimizin en önemli yapılarından biri olan bağırsaklarımızın her gün yetersiz temizleniyor olması demektir.
  • Çeşitli beslenmediğiniz için vitamin ve mineral alımınızda sekteye uğrayacak sonuç olarak saç, tırnak,deri ve metabolizmada olan sayısız olay bundan olumsuz etkilenecektir.
  • Kilo kaybınız yoğun olarak vücuttaki metabolik sudan olacaktır.
  • Proteinin artıklarını vücuttan uzaklaştırmak için karaciğeriniz sürekli çalışacak ve bu bir sürü görevi olan karaciğeri yoracaktır.

Ev Yemeği Yemeyenler Ne Yapmalı?

Öncelikle nereye kadar demek istiyorum :). Ama bir güzellik yapıp birkaç öneride bulunacağım.

Unutmayın önemli olan gün içinde neler tükettiklerinizdir.

 

Yaklaşık 1200 kkal ‘lik özel günlere özel menüler

 

Pizza keyfi:

 

Sabah               1 dilim az yağlı peynir

2 dilim çavdar ekmeği

Mevsim yeşillik

 

Ara                      3 adet mürdüm eriği (mevsimden yarım kase başka bir meyvede olur)

 

Öğle                    Yarım küçük boy pizza

1 adet limon dilimli maden suyu

 

Ara                      1 fincan sütlü filtre kahve (şekersiz)

1 dilimlenmiş elma (limon sıkılabilir)

 

Akşam                2 adet küçük enginar zeytinyağlı

1 kase yoğurt (3-4 yemek kaşığı)

1 dilim çavdar ekmeği/3-4 yemek kaşığı bezelyeli yemeğin harcı

 

Hafta sonu tatili:

 

Sabah                 1 yumurtadan 3 dilim sucuklu omlet

12.00-13.00            1 dilim ricotto/lor/orta yağlı peynir

2 dilim yulaf ekmeği

Közlenmiş kırmızı biber (sirkeli)

1 su bardağı taze sıkılmış meyve suyu

 

Ara                      Tost (yağsız)

16.00-17.00    1 su bardağı light kefir

 

Akşam               1 kepçe mercimek çorba

18.00-19.00     1 adet karnıyarık (közlenmiş)

1 kase cacık

1 dilim yulaf ekmeği

 

Ara                      1 şeftali

21-22.00

 

Pastalı kutlamalar:

 

Sabah               1 dilim dil peyniri/2 yemek kaşığı lor

Mevsim yeşillikleri

1 tatlı kaşığı zeytinyağı, limonlu sos/5-6 zeytin

Yarım simit

 

Ara                    Yarım paket light kraker

Yeşil/siyah çay

 

Öğle                  5 yemek kaşığı zeytinyağlı türlü

2 yemek kaşığı yoğurt

1 dilim tam buğday ekmeği

 

Ara                    1 havuç dilim pasta

çay (şekersiz)

 

Akşam              3 köfte kadar et/tavuk/hindi

Mevsim salata (1tk zy)

1 dilim tam buğday ekmeği

 

Happy hours

 

Sabah               4 yemek kaşığı müsli

1 su bardağı süt

1 kivi + 5 badem

 

Öğle                  6 yemek kaşığı zeytinyağlı bezelye/ıspanak

1 ayran/2-3 yemek kaşığı yoğurt

1 dilim çavdar ekmeği

 

Akşam              2 küçük boy pirzola

2 küçük baget

Mevsim salata(1tk zy)

2 kadeh kırmızı şarap

 

Bunun dışında ekleyeceklerim;

  • Verilen siparişin porsiyon ölçüsüne dikkat edip çok büyükse yarım porsiyon tercih edebilir ya da arkadaşınızla ortak yiyebilir ya da fazla geleni sonra tüketmek için paket de yaptırabilirsiniz.
  • Serviste gelen pilav-makarna gibi tamamlayıcıları çoğunlukla mevsim salatası ile değiştirin. Tabi kış ortasında gelen domates-salatalık mevsim değildir.
  • Tatlı siparişlerinizi arkadaşınızla paylaşın.
  • Siparişlerinizin sağlıklı pişirme yöntemleriyle (fırın-ızgara-haşlama vb.) hazırlanmasına dikkat edin.
  • Izgara siparişlerinizde çeşitliliğe önem verin balık, hindi, tavuk, kırmızı et vb.
  • Ana yemeğinizin yanında az yağlı bir salataya veya lezzetli bir zeytinyağlı tabağına yer verin.
  • Gazlı içecekler yerine limon dilimli maden suyu, taze sıkılmış meyve suyu, ayran gibi seçenekleri de deneyin.
  • Yüksek olasılıkla bağırsak problemleri yaşayacağınız için sıvı alımınızı arttırın ve lif içeren meyveli salata, kurubaklagilli salata, yoğurtlu salata gibi seçeneklerinizi çoğaltın.
  • Tükettiğiniz öğünlerin kalori ve yağ içeriği yüksek besinler olma ihtimali yüksek olduğu için öğün aralarını 5-7 saate yayabilirsiniz.
  • Ve egzersiz hayatınızın ayrılmaz bir parçası olsun.

Pesketaryen Beslenme ve Balığın Gücü

Son zamanlarda yeniden gündeme gelen pesketaryen beslenme bir çeşit vejetaryenlik çeşididir. 1990’lı yıllarda ortaya çıkmış pesketaryen teriminin akdeniz tipi beslenmeye dönük bir yanı da vardır. Vejetaryenlik tüketilmeyen hayvansal gıda seçeneklerine göre çeşitlenir. Pesketaryen beslenmede vejetaryenliğin kırmızı et ve tavuk eti tüketilmeyen versiyonu halini almıştır. Yani et çeşidi olarak balık ve deniz ürünleri tüketilir. Peki bu durumun benimsenmesinin sağlığımız üzerine olan etkilerine bakacak olursak. Genel anlamda balık ve deniz ürünlerinin ana protein kaynağı olarak kullanıldığı, tam tahıllar, kuru baklagiller, kuruyemişlerin ön planda olduğu bitkisel kaynaklı bir beslenme programıdır. Artı olarak birçok pesketaryen, beslenmesinde süt ürünleri ve yumurtayı da kullanır. Omega 3 yağ asidinden zengin olan pesketaryen beslenme göz, kalp, beyin, cilt ve kas sağlığına olumlu katkıda bulunur ve anti-inflamatuar beslenmeye örnektir. Sebze, meyve ve kurubaklagil ağırlıklı olan beslenme bol lif sağlar. Diyet lifi ağırlıklı beslenmek de bağırsak sağlığını korur ve geliştirir. Diyabet ve kalp hastalığı riskini düşürür. Pesketaryen beslenme de B12, D vitamini, demir ve elzem yağ asitlerinden de mahrum kalmazsınız. 

 

Göbek Çevreniz İncelir

Pesketaryenler, kırmızı et tüketenlere göre yaklaşık olarak 9 kilo daha zayıf olma eğilimindedirler. Çünkü doymuş yağ oranı ve işlenme sıklığı yüksek olan kırmızı ete kıyasla balık proteini akdeniz tipi beslenmeyle birleşince daha tok tutucu, yağ yakıcı ve iştah kesici bir hal alır.

 

Beyni Besler

Beynimizin fonksiyonlarını daha düzgün yerine getirebilmesi için omega 3 yağ asitlerine ihtiyacı vardır. Beynin her hücresi omega 3 içerir. Balık tüketimi hücreler arası iletişimi kolaylaştırır ve beyin kimyasallarının oluşturulmasını sağlar. Anti-inflamatuar güçleri beyne giden arterleri açık tutmaya, felçleri ve vasküler demansı engellemeye yardımcıdır. Kültürler arası araştırmalar dahilin de, balığın temel gıda maddesi olduğu ülkelere kıyasla insanların fazla balık yemediği ülkelerde depresyon oranlarının 65 kata kadar daha yüksek oranda olduğu saptanmıştır. Ayrıca sık balık tüketen kişilerde Alzheimer hastalığı veya diğer demans türlerinin gelişme olasılığı da daha düşüktür.

 

Yaşam Sürenizi Uzatır

Omega-3 kaynağı balıklarla daha sık beslenen kişilerle daha az tüketinlerin karşılaştırıldığı Harvard Üniversitesince yapılmış bir çalışmada omega 3 tüketimi yüksek olan yani düzenli balık tüketenlerin ortalama 2.2 yıl daha uzun yaşadığı bildirilmiştir. 

 

Güçlü Kalp Damarları

Kalp hastalıklarının başlıca nedeni olan enflamasyon, atardamarlarda plak oluşumuna neden olan sürecin ilk adımıdır. Amerikan Kalp Derneği’nin haftada en az 2 gün balık tüketmenizi önermesinin nedeni şudur. Çünkü çok sayıda araştırma daha fazla balık yiyenlerde kalp hastalıklarına yakalanma oranının daha düşük olduğu gösterilmiştir. Neden mi? Özellikle sardalya, somon, hamsi, uskumru gibi yağlı deniz balıklarının içerdiği omega 3 türünün vücuttaki var olan ya da potansiyel iltihaplanmayı önler. Bitkisel omega 3 kaynakları da faydalıdır ancak bu denli etkili güce sahip değillerdir. 

Ayçicek Yağının Zararları Nelerdir?

Ayçicek yağının endüstriyel üretimi ilk kez Rusya imparatorluğu tarafından 1835 yılında yapılmıştır. Ayçiçeği yağı tekli ve çoklu doymamış yağ asitlerini içerir (oleik-linoleik asit).  Standart yapısı Palmitik asit  4–9%, Stearik asit 1–7%, Oleik asit( omega-9 ) 14–40%, Linoleik( omega-6 ) asit 48–74% oranında içerir. Ayçiçek yağının hafif bir tadı vardır ve E vit. içeriği zengindir.  Ayçiçek yağı, aynı zamanda, lesitin, tokoferoller, karotenoidler ve mumları içerir. Ayçiçeği yağının dumanlanma noktası 232 °C olduğu için kızartmalarda kullanılır ancak kızartmada hayatınızda olmaması gereken bir pişirme yöntemidir. Tras yağ asitlerinin oluşmasına yol açar.

 

100 ml standart ayçiçek yağının besin bileşimi :

 

Kalori884 kcal
Karbonhidrat0 g
Yağ100 g
Doymuş yağ10.3 g
Tekli doymamış omega-919.5 g
Çoklu doymamış omega 3 ve 665.7 g
Protein0 g
Vitamin E41.08 mg
Vitamin K5.4 μg

 

Görüldüğü gibi omega 6 yağ asidi bakımından zengindir. Ayrıca pamuk, susam, mısır ve üzüm çekirdeği yağı da yüksek oranda omega 6 içerir. Beslenmemizde bu yağ asitlerinin belli bir dengesi olmalıdır. Omega 6 ve omega 3 yağ asitleri esansiyeldir besinler yoluyla alınması gerekir.

 

Ayçiçeği yağının olası faydaları:

  • Çoklu doymamış yağ asitleri beyin işlevlerinde ve normal büyüme- gelişmede önemli rol oynar.
  • Ayrıca cilt ve saç sağlığını destekler, kemik sağlığını korur, metabolizmayı düzenler ve üreme sistemi için önemlidir.
  • Omega 6 yağ asitleri enfeksiyonu tetiklerken omega 3 yağ asitleri önlemeye yönelik çalışır.
  • Diyabetik nöropatide kullanımının ağrıları azaltıcı etkisi olduğu yansıtılmıştır ancak bu diyetteki yağ oranının karbonhidrat yüzdesini azaltıp kan şekeri kontrolünün sağlanmasını kolaylaştırdığı için olabilir.
  • Romotoid artrit hastalığında da hastalığın ilerlemesi üzerine çuha çiçeği yağının olumlu etkilerinin olabileceğini gösteren çalışmalar olduğu gibi herhangi bir etkisinin olmadığını da gösteren çalışmalar mevcuttur.
  • Ayrıca klinik çalışmalarda dikkat eksikliği olan hiperaktif çocukların çoklu doymamış yağ asidi düzeylerinin düşük olduğu saptanmıştır. Özellikle omega 3 yağ asitleri düzeyi düşük. (( çocuklarınızı paketlenmiş koruyucu ve renklendirici içeren ürünlerden uzak tutun))
  • Diyetlerinde yeterince EPA (omega 3) ve GLA (omega 6) yağ asitlerini alamayanların kemik sağlığını korumalarının daha güç olduğu gösterilmiştir.

 

Tipik bir amerikan diyeti beslenmesinde omega 6/ omega 3 ‘e oranı 14 ila 15 kat arasında değişir.  İçindeki çoklu doymamış yağ asidi Linoleik asit (48–74% oranında içerir) oranı yüksek olduğu için sağlığımız üzerine olan olumsuz etkileri şu şekildedir:

  • Menapoz sonrası kadınlarda meme kanseri gelişme riskini arttırabilir.
  • Benzer bir etki prostat kanserinin gelişebilme riski açısından da mevcuttur
  • Besinler uzun süre kızartma sıcaklığına maruz kaldığında ayçiçek yağı aldehitler üretir bunlarda  bazı nörodejeneratif hastalıklar ile ilişkili olabilir.
  • Yani nörolojik rahatsızlığı olanlarında şekerden uzak kalmaya dikkat ettikleri gibi zararlı yağ asitlerine karşıda dikkatli olmaları elzemdir.

 

İşleme ve Depolama Sırasında Dikkat Etmeniz Gerekenler:

  • Ayçiçeği yağınızı daha doğrusu bütün sıvı yağlarınızı koyu renkli cam şişelerde saklamanız yapısının bozulmasını engeller.
  • Saklama ve işlem sırasında da ayçiçeği yağınızı düşük ısıda kullanmanız ekşime ve besin kaybını en aza indirmek için yardımcı olabilir. Renk pigmentleri, serbest yağ asitleri, fosfolipidler, polifenoller ve fitosteroller ve lezzetini orijinal dokusunda yani rafine edilmemiş formunda daha iyi muhafaza eder. Ancak ısıl işlemlerde yapısı daha kolay zarar görür.

 

Omega-6 takviyelerinin olası ilaç etkileşimleri:

Aşağıdaki tedavilerden birini kullanıyorsanız omega 6 takviyenizi alırken doktorunuza danışmanız gereklidir:

  • Kan sulandırıcı ilaç kullananların omega 6 ya da omega 3 takviyesi almaları önerilmez. warfarin (Coumadin) veya clopidogrel (Plavix) gibi ilaçlar kanama riskinizi arttırabilir.
  • Çeşitli bakteriyel enfeksiyonlara karşı kullanılan ceftazidime antibiyotiği de ilacın etkisini arttırabilir.Kemoterapi tedavisi alan doxorubicin, cisplatin, carboplatin, idarubicin, mitoxantrone, tamoxifen, vincristine, and vinblastine gibi tedavileri uygulayan hastalar
  • Şizofreni tedavisinde kullanılan Phenothiazines kullananlar
  • Böbrek hasarı veya organ transplantasyonunda kullanılabilen Cyclosporine immun sistemi baskılayıcı ilaç kullananlar

 

Merhaba, Nasıl Yardımcı Olabiliriz?