Okul Dönemi Beslenme Önerileri

Okul dönemi, yetişkinlikte de devam eden ancak büyüme ve gelişmeyi de içine alan 7 – 18 yaş dönemini kapsar. Bu dönem büyüme ve gelişmenin değişen hızlarda devam ettiği enerji dengesini kurarken bazal metabolizma hızı, büyüme, gelişme ve günlük fiziksel aktivite düzeyinin dikkate alınması gereken dönemdir. Yetişkin sağlığında oldukça etkili olan bu dönem, ergenlik öncesi 7-10 yaş (yaklaşık olarak çocuğun boy uzunluğu yılda ortalama 5-6 cm ve kilogramı yılda 2 kilograma, 10 yaşında ise 4 kg varan artışlar gösterir) ve ergenlik dönemi 11-18 yaşı (cinsiyete özgü gelişimin (puberte) başladığı) kapsar. 

Ergenlik döneminde gerçekleşen kilo artışları kızlarda daha çok vücut yağ kütlesinde erkeklerde ise daha çok yağsız vücut ağırlığında olmaktadır. Çocuğun beslenmesi ihtiyaçları doğrultusunda yapılmalı ne annenin isteğine nede aile ya da çevrenin baskısına göre ayarlanmalıdır. Büyüme takibinde yaşa ve boya göre ağırlığın izlenmesi daha doğru iken yanlış beslenme alışkanlıklarının olumlular ile yer değiştiresi sağlanmalıdır.

 

Hedeflenenler:

  • Çocuğunuz artık enerji ihtiyacının çoğunu ev dışında tükettiği öğünlerden karşılar. Duruma özgü taktikler geliştirerek çocuğunuza dengeli öğünler hazırlamalısınız. Çocuğunuz bu yaşlarda sabah okula yetişmeye çalışırken kahvaltısını atlamak ancak okuldan döndüğünde ise evde hem gözüne hem de damağına uygun tatlar arayacaktır. Ayrıca bu dönemde daha az sebze ve meyve tüketmeye meyillidirler. Bunun önüne geçebilmek için ara öğünlerinde meyve ana öğünlerinde ise sebze tüketimini göz ardı etmeyin.

 

  • Öğünler atlanmamalı, 3 ana öğün ve 2 ara öğünden sağlanan enerji ihtiyacında doğal besinler tercih edilmelidir.

 

  • Sabah evde kahvaltısını etmiyorsa mutlaka yanına yumurta, peynir, sebze ve kuru yemiş ya da kuru meyve içeren kahvaltısını ekleyin. Kahvaltısını atlaması derslerdeki başarısını olumsuz olarak etkiler.

 

  • Bu dönem besin seçiciliğiyle de baş etmek zorunda kalabilirsiniz. Az süt içtiğini düşünüyorsanız endişe etmeyin yoğurt, kefir, peynir onun için daha iyi seçenekler. Belki de çocuğunuz süt düşkünü ancak fazla süt çocuğunuzda demir eksikliği anemisine yol açar. Su tüketimini takip edin su ihtiyacı süt içmesiyle ilişkili çıkabilir.

 

  • Demir eksikliği anemisi bu yaş grubunda sık rastlanır. Demir kaynağı olarak en zengin kaynak tavuk ciğerini, haftada bir kez et yerine kullanmayı deneyebilirsiniz. 

 

  • Öğle yemeklerini okulda tüketiyorsa aylık menüsünü kesinlikle edinin bir sonraki ana öğününü düzenlemenize faydası olacaktır.

 

  • Ara öğünlerini yemekten en az 1,5-2 saat sonra yemesine özen gösterin.

 

  • Çok fazla şekerli besin tüketiyorsa ev de sağlıklı seçenekler hazırlayıp, harçlıklarını kontrol altına almanız yardımcı olabilir. Ayrıca şekerli besinleri ödül kaynağı olarak kullanmayın.

 

  • Çocuklar ailesel beslenme alışkanlıklarını kopyalar bu nedenle sizin sofranızda şekerli içecek varsa çocuğunuzda bundan içmek isteyecektir. Hiçbir besleyici değeri olmayan yağlanıp kilo almasına neden olan, uzun vade de ki sağlığını da tehdit eden beslenme alışkanlıklarından uzaklaşın.

 

  • Meyveyi sebzeden daha çok tercih ediyorsa sebze kadar meyve hakkı olduğunu hatırlatın.

 

  • Sebze tüketmeyi sevmiyorsa sebzeyi güveçte ya da çorba içinde tükettirmeyi deneyin.

 

  • Fazla kilolu ve iştahlıysa porsiyon kontrolünü öğrenmesine imkan tanıyın.

 

  • Basit şeker kaynağı besinlerden (çikolata, dondurma, pasta, şekerli içecekler vb.) gelen kalorinin tüm kalori ihtiyacının %10’nunu aşmasına dikkat edin. 

 

  • Kullanılan tuzun iyot içeriğini koruması için koyu renkli cam kapta ağzı kapalı olarak kullanın ve tuzu yemeğe pişmesine yakın iken ekleyin ve sofraya tuzluk koymayın.

Menopoz Döneminde Sağlıklı Kilo Vermek

Hayatı boyunca hormonal dalgalanmalardan etkilenmiş olan bayanları en çok etkileyen dönemlerden biri de menopoz dönemidir. Baş ağrısı, uykusuzluk, sıcak basması, terleme, yorgunluk, sık idrara çıkma, idrar yolu iltihapları ve kuru cilt gibi belirtileri olan menopoz dönemi şikayetlerinden daha az etkilenmek için beslenmenizde yapacağınız birkaç kolay değişiklik ile başa çıkabilirsiniz. Menapoz semptomlarını daha rahat atlatmanız için belirttiğim beslenme önerileri yakınmalarınızı azaltacak ve kilo artışını durduracaktır.

 

Metabolizma hızı neden yavaşlar?

Menopoz sonrası dönemde, yumurtalık fonksiyonlarının azalması ve adet döngüsünün kesilmesi nedeniyle metabolizma hızı yavaşlar. Birde ilerleyen yaş ile birlikte hareketliliğin azalması sonucu kas kitlesi azalırken yağ yüzdesi yükselir. Değişmeyen alışkanlıklar ile birlikte 45-55 yaşları arasında yılda ortalama olarak yarım kiloluk ağırlık artışı kaçınılmazdır. 

Bayanların yararına koruyucu birçok özelliği olan östrojen hormonunun azalması sonucu vücut içi yağ dağılımı değişir ve merkezi obezite (göbek çevresi kilo artışı) tehlikesi başlar. Göbek çevresinin genişlemesi elma tipi vücut görünümü oluşturur. Organların çevresinde yağlanma, insülin direnci oluşturmaya ve iştahta artışlar gözlenir.

 

Kemik erimesi hızlanır:

30 ila 40’lı yaşlarda kemik erimesi başlar. İdrarla kalsiyum kaybı artarken, bağırsaklardan kalsiyumun geri emilimi azalır. Beslenmesi yeterli ve dengeli olmayan kişilerde günlük kalsiyum ihtiyacı karşılanamadığından her gün eksiye geçilir. Kemik mineral kaybı artar ve kemik dokusu zayıflayarak kırılganlaşır. Bu dönemde 

Yoğurt, kefir, peynir gibi süt grubu besinlerin

Maydanoz, ıspanak, pazı, tere, roka, marul, brokoli, deniz börülcesi gibi yeşilliklerin

Fasulye, mercimek, soya fasulyesi, nohut gibi kuru baklagillerin 

Fındık, yer fıstığı, badem, ceviz gibi sert kabuklu yemişlerin tüketimi önem kazanır.

 

Kafein, kalsiyum azaltıcı etki gösterdiği için kahve, çay, çikolata alımınızı sınırlandırın. Günde iki fincanı aşmamanız önemlidir. 

Birçok zararının yanı sıra fosfat içeriği yüksek gazlı içecekler de vücuttan atılırken beraberinde kalsiyum mineralini sürükler. Kola ve gazoz alımını ayran, kefir, cacık ya da taze sıkılmış sebze ya da meyve suları ile değiştirmeyi deneyin. Fesleğen, taze nane, karabiber ya da limon ile tatlandırabilirsiniz.

Sodyumda idrarla kalsiyum kaybını arttırdığı için tüketimini azaltmayı deneyin. Tuzlu zeytin, peynir ve yemeklerdeki tuzunuzu yeniden gözden geçirin ve besinlerin doğal yapısının da sodyum içerdiğini unutmayın.

 

Fazla protein tüketimi de kemik dokusu kaybını arttırır.

Hayvansal kaynaklı protein tüketiminizi bitkisel kaynaklı olanlar ile değiştirin. Menopoz dönemi için ideali, günlük ihtiyacınız olan proteinin %75 ‘nin kuru baklagiller, yağlı tohumlar ve tam tahıllı besinler gibi bitkisel protein kaynaklarından olmasıdır. Çünkü hayvansal protein ağırlıklı beslenmek vücut PH’ sını yükselterek daha zor yağ yakmanıza ve beraberinde kemik dokusunun da zarar görmesine yol açar. 

Aslında tüketilen her şey birbiriyle öylesine etkileşim içindeki, sigara vücutta kan kortizol düzeyini arttırdığı için aktif D Vitamini oluşumunu engeller ve vücutta kalsiyum tutulumu için D vitaminine ihtiyaç vardır. Ayrıca sigara vücutta östrojen hormonu ve C vitamini düzeylerini de azaltır.

 

İdeal fiziksel aktivite kas ve kemik sağlığınızı korur ve geliştirir. Hayatınıza yürüyüşü kesinlikle ekleyin.

Su Tüketimi sıcak basmalarına iyi gelmesinin yanında kalsiyum, fosfor gibi mineralleri de içerir.

Kadınlarda yaşam boyu %45-50 oranında kemik kaybı oluşur. Korunmak için gençlik yıllarında sağlanan yoğun kemik mineral yoğunluğu osteoporozdan etkilenme riskinizi en aza indirir.

 

Dolaşım sistemini rahatlatın, riski azaltın

Azalan östrojen hormonu kötü kolesterolde (LDL) artışa, iyi kolesterolde (HDL) ise düşüşe yol açar. Kalp damar hastalıklarında önemli olan HDL/LDL oranı bozulur. 

Önlemek için beslemenizde sebze meyve porsiyonunu arttırın. Kolesterol düşürücü ve kan şekerini denge de tutmaya yardımcı çözünebilir lif oranını yüksek ve kabızlığı önleyen çözünmeyen lif tüketimini sağlamış olursunuz. Ayrıca; 

Omega 3 zengini besinleri diyetinize eklemeyi unutmayın. Izgara yağlı balıklar, ideal miktarda doğal tereyağı ve omega 3’ ün bitkisel kaynağı olan keten tohumu, chia tohumu, ceviz ve semizotu tüketimine beslenmenizde yer verin. 

Kuru Baklagillerin Diyetteki Rolü ve Faydaları

Kış geldi mi kolay hazırlığı ve lezzettiyle sevilen kurubaklagiller sofralarda daha çok yer almaya başlar. Haftada 3 kez yemeklerin içinde, salatalarda, çorba ya da mercimek köftesi gibi sevilen tarifleriyle gözede damağa da hitap ederler. Kuru baklagiller düşük yağ ve yüksek protein içerir bunun yanında kolesterol içermezler. Üstelik yüksek lif, zengin mineral ve vitamin kaynaklarıdır.

Tüm kuru baklagiller diyetinize protein, diyet lifi, B vitaminleri, demir, çinko, magnezyum, potasyum ve daha birçok vitamin ve mineralleri sağlar. En çok tükettiğimiz kuru baklagillerin faydaları hakkında belki de ilk kez duyacağınız özet bilgiler vermek gerekirse;

 

Kuru Fasulye

1 kâse haşlama kuru fasulye (230g) ile;

  • 295 kalorilik enerji sağlar.
  • 3 köfte yemiş kadar protein almanızı sağlar.
  • Vücudun daha düzenli çalışmasını sağlayan demir mineralini, doymuş yağ içermeden %26 oranında karşılar.
  • Vücutta yağ depolanmasını düzenleyen alfa-amilaz inhibitörlerinin üretilmesini sağlayarak kilo yönetimine olumlu katkısı olur.
  • Molibden mineralini içerir. Molibden minerali içlerinde aldehit oksidiz ve sülfit oksidiz gibi çok sayıda de tok etkisine sahip enzimi aktifleştirici güçtedir.
    • Özellikle sigara içenler beslenmesinde kuru fasulyeye yer vermelidir.
    • Kuru fasulye, vücutta sülfit birikimini önleyen sülfit oksidiz enzimi sayesinde gerginlik, migren ağrıları ve astım şikayetlerini azaltır.
  • 17 gram diyet lifi ile sindirim sistemini hareketlendirerek kabızlığı önler.
  • 1 kâse kuru fasulye tüketerek magnezyum ihtiyacının %30 ‘nu karşılar. Sinir hücreleri ve dokular arasındaki elektriksel iletişimi ve kemik dokusunu korursunuz.
  • Düşük glisemik indeksi sayesinde kan şekeri dalgalanmalarına neden olmaz ve diğer bu özellikteki besinler gibi;
    • Kalp hastalığı
    • Kiloya bağlı diyabet (şeker) riskinin düşmesine
    • Karbonhidratlı besinlere olan iştahın küçülmesini sağlar.

 

Mercimek

1 kase haşlanmış mercimek (200g) size;

  • 230 kalorilik enerji sağlar.
  • 16gram diyet lifi ile günlük lif ihtiyacının %65 ‘ni karşılarken çözünür lifleri sayesinde kolesterolü düşürür.
  • Glisemik indeks yani kan şekerini yükseltme hızı düşüktür, tokluğun uzun süreli olmasını sağlar.
  • İskambil destesi büyüklüğü et yemiş kadar protein almanızı sağlar.
  • Günlük demir minerali ihtiyacının %40’ını karşılar.
  • Magnezyum, folat ve B6 vitamini içeriği sayesinde damarların daha iyi oksijenlenmesini sağlayarak kalp damar hastalıkları riskini düşürür.

Sağlıklı pişirme önerisi; her 1 su bardağı mercimeği 3 su bardağı suda haşlayın su kaynadıktan sonra altını kısın; yeşil mercimek için 30 dakika, kırmızı mercimek içinse 20 dakika yeterli olacaktır.

Mercimeği et, yumurta, yoğurt ya da tahıllı besinler ile birlikte tüketmek protein zincirini tamamlayacağı için vücuttaki kullanımını arttırır.

 

Nohut

1 kase haşlama nohut (165g) size;

  • 270 kalorilik enerji sağlar.
  • 15g protein içeriği ile diğer kuru baklagiller gibi vejeteryanlar, gluten amino asidine duyarlılığı olanlar için iyi bir seçenektir.
  • Sağlıklı bağırsaklar ve bağışıklık sistemi için ihtiyaç duyduğunuz diyet lifinin yarısını karşılar. British Journal of Nutrition’ da yayınlanan bir makale ile de diyetin nohuttan zengin olmasının kabızlık şikayetlerini azalttığı vurgulanmıştır.
  • Kolin vitamini sayesinde nohut vücuttaki kronik enfeksiyonlara karşı savaşır. Kolin vitamini öğrenme ve hafızayı kuvvetlendirmek için de oldukça önemlidir.
  • Dikkate alınır düzeyde magnezyum (günlük ihtiyacınızın %85) mineralini ve eksikliğinde baş dönmesi, halsizlik ve yorgunluğa neden olan demir mineralini (günlük ihtiyacınızın %26) içerir.
  • Nohut sağladığı;
    • Çözünebilir diyet lifi ile kötü kolesterolün (LDL) düşmesini sağlar.
    • Yüksek folat içeriği ile kalp hastalıkları için risk faktörü olan homosistein değerlerini düşürür
    • Damarların rahatlamasını sağlayan magnezyum minerali ile kalp-damar hastalıklarına karşı korur
    • Bağışıklık hücrelerinin gelişim ve fonksiyonu için gerekli olan çinko ve bakır minerallerini içerir. Başka bir deyişle nohut soğuk algınlığında C vitamini zengini limon ve turunçgillerden daha geniş kapsamlı bir etkiye sahiptir.
  • Görevlerinden biride yağları depolamak olan insulin hormonunun daha dengeli salınmasını sağlar. Böylece kilo kaybı ve kilo kontrolünü kolaylaştırır.

 

Sarı Mercimek Çorbası

MALZEMELER: 1 su bardağı sarı mercimek, 1 büyük boy soğan, 3 diş sarımsak, 1 küçük boy patates, 6 bardak sebze suyu, 2 yemek kaşığı tereyağ

HAZIRLANIŞI: Eriyen tereyağında soğan ve sarımsakları yumuşayıncaya kadar çevirin, kalan malzemeleri de ekleyip harmanladıktan sonra sebze suyunu ekleyin. Kaynadıktan sonra altını kısıp 20-30 dk pişirin. Sevdiğiniz baharatları ekleyin.

Kurban Bayramı Sonrası Alkali Beslenin

Özellikle kurban bayramı gibi et tüketiminin pik yaptığı günlerde vücutta asit ortam yükselir. Vücudumuzdaki metabolik süreçlerde sürekli olarak vücudun asit yükünü arttıran olaylar meydana gelir. Besinlerin sindirimi ya da nefes alıp verirken bile vücut içinde sürekli asit baz dengesi değişir. Bazı besinler vücudun asit yükünün artmasına ve vücudun düşük doz asidosiz de kalmasına yol açar. Amaç vücudun dengede kalabilmesi için asit baz dengesinin korunmasını sağlamaktır.

 

Vücutta Asit Ortam Artarsa Ne Olur?

  • Artan asit yükü vücudun daha kolay yağlanmasına neden olur ya da yağ yakmasını zorlaştırır.
  • Sanıldığının aksine osteoporozun başlıca nedeni diyetteki kalsiyum eksikliği değil, vücudun asit yükünü tamponlayabilmesi için kemiklerden kalsiyumu çekmesidir. Kalsiyum tüketimi Amerika, İngiltere ve İsviçre gibi ülkelerde en yüksek iken osteoporoz görülme sıklığının da en yüksek olması buna örnek olarak verilebilir.
  • Üstelik kemiklerden çekilen kalsiyum, fosfor gibi mineraller sadece kemikleri kemirmek ile kalmaz. Vücudun ana asit baz dengesini ayarlayan böbreklerde de taş oluşum riskini arttırır.
  • Vücudun asit yükünü azaltmasını sağlayan bir diğer bileşikte proteinlerdir. Bu iş için başlıca glutamin amino asidini kullanır. Glutamin amino asidi başlıca kaslarda bulunur. Bu demek oluyor ki asiditeyi azaltmak için vücut kendini kaslardaki glutamini tampon madde olarak kullanır. Sonuç olarak kas dokusu kaybı görülür.

 

 

 

Asidik Ve Bazik Besinler Nelerdir? 

Besinlerin alkali ya da bazik oluşunu sindirilirken nasıl parçalandığı belirler. Örneğin sirke ya da portakal, greyfurt, limon gibi turunçgiller asidik görünmesine rağmen bazik etkili besinlerdir.

Yoğun proteinli besinlerin çoğu sülfür içerikli amino asitlerden zengindir ve bu amino asitler sülfirik aside metabolize olurlar.

Çoğu bitkisel besinse sülfür içerikli olmayan proteinlerden oluşur ve genel olarak alkali formdadırlar.

Tahıllar, et ve süt ürünlerinin yüksek alımı ve yeterli ölçüde nötralize edici sebze-meyvenin beraberinde tüketilmemesi asidik beslenmeyi arttırır. Özetle alkali, bazik ve nötr olan besinlere bir göz atın.

 

Alkali Besinler

  • Sebzeler
  • Meyveler
  • Yeşil çay

 

Asidik Besinler

  • Süt ve ürünleri
  • Et
  • Tavuk
  • Hindi
  • Balık
  • Kurubaklagiller
  • Çoğu tam tahıllı besinler
  • Yapay tatlandırıcılar
  • İzole edilmiş proteinler (soya ve whey gibi)
  • Meşrubatlar

 

Nötr Besinler

  • Sıvı yağlar
  • Bitkisel margarinler
  • Yağlı yemişler (kavrulmamış, taze, çiğ kuruyemişler)
  • Yağlı tohumlar (keten tohumu, susam, ay çekirdeği, kabak çekirdeği, çam fıstığı, hindistan cevizi vb.)

 

Karşınıza sıklıkla çıkan besinlere yönelik olarak;

Ispanak, kereviz, kabak, marul gibi sebzeler bazik etkisi yüksek olan sebzelerdendir.

Fasulyegiller mercimek ve bezelyeye oranla daha bazik etkilidir.

Parmesan, çedar ve işlenmiş kremsi peynirlerin asit oranı yüksektir.

Yumurta sarısı beyazına oranla daha asidiktir.

Yulaf ve siyah pirincin beyaz pirince oranla asiditesi daha yüksektir.

Süt ürünlerinden asit oranı en düşük olanları tam yağlı süt, yoğurttur.

Kefir nötr bazda dengeli bir besindir.

Patates, havuç ve bürüksel lahanası da özellikle etlerin yanına en iyi yakışan ve asiditeyi azaltan garnitürlerdendir.

Kırmızı Etin Faydaları

Et yemeden doyduğunu hissetmeyenlere ithaf ettiğim bu yazımda faydalarına geçmeden önce gereğinden fazla miktarda ve sağlıksız pişirme yöntemleriyle tüketilen kırmızı etin yarardan çok zarar verdiğini hatırlatmak isterim. Tavanızı yıkarken de anlıyor olmalısınız. Yüksek sıcaklıkta pişirilen ette oluşan Heterosiklik Aminler (HCA) ve Polisiklik Aromatik Hidrokarbonlar (PAH) Dünya Kanser Araştırma Fonunun (WCRF) çalışmasında da bahsettiği gibi kolon kanseri oluşumunun başlıca nedenidir. Ancak miktara dikkat ederek bu riskin üstesinden kolaylıkla gelebilirsiniz.

 

Kırmızı Etteki Yüksek Omega 9, Omega 6 ve Omega 3 İçeriği

Sandığınızın aksine kırmızı et demek kolesterol demek değildir. Kırmızı etin %50 ‘si başka bir deyişle sığır ve kuzu kas içi yağ asitlerinin yarısı doymamış yağ asitlerinden oluşur.

Başlıca omega-9 sonrasında omega-6, omega-3 ve alfa linolenik doymamış yağ asitleri kaynağıdır. Ilımlı miktarda görünür yağı az tüketilen kırmızı et toplam kolesterol, TG (trigliserit) ve LDL (düşük dansiteli lipoprotein) değerlerinizi düşürür (Beauchesne-Rondeau et al., 2003). Kanın palatelet oranını arttırarak damar tıkanıklığına zemin hazırlamaz (Li et al., 1999).

 

Neden Az Yağlı Kırmızı Et

Balıkta da bulunan faydalı yağ asitlerini kırmızı et de içerir. Kırmızı et içeriğindeki ALA, PUFA, EPA, DPA ve DHA elzem yağ asitleri sayesinde kalp sağlığınızı geliştirir ve korur (Mann et al., 2006; Siddiqui, Harvey, & Zaloga, 2008). Ancak etin bu içeriğe sahip olması için hayvanın otluyor olması gereklidir (Aurousseau, Bauchart, Calichon, Micol,& Priolo, 2004; Enser et al., 1998; French et al., 2000; Ponnampalam, Mann, & Sinclair, 2006). Yani yemle beslenen ne sığırdan kuzudan ne de balıktan bu yararları aynı güçte beklememek gerekir.

 

CLA (Konjuge linoleik asit) Kaynağı

CLA ‘nın asıl kaynağı geviş getiren (inek, koyun, keçi, deve) hayvanların eti ve sütüdür. Konjuge linoleik asitin (CLA) en etkin formu da kırmızı ette bulunur (Chardigny et al., 2008). Faydalı yağ asit içeriğinde olduğu gibi, otlayan hayvanlarda daha yüksek oranda konjuge linoleik asit (CLA) bulunur.

 

CLA (Konjuge linoleik asit) Yararları Nelerdir?

  • Bağışıklık sisteminin daha doğru çalışmasını düzenler (Tricon et al., 2005).
  • Şeker hastalığı (diyabet) riskini düşürür.
  • Obezite riskini azaltır.
  • Yüksek kan basıncı (Hipertansiyon) riskini düşür.
  • Kanserden korunmaya yardımcıdır.
  • Damar sağlığını geliştirir.

 

Başlıca Protein Kaynağı

100g kırmızı et 20g protein içerir. Aynı enerjinin alındığı yüksek protein, düşük karbonhidrat içerikli diyet ile düşük protein, yüksek karbonhidratlı beslenmenin karşılaştırıldığı çalışmada proteinden daha çok enerji alan grupta daha yüksek kilo kaybı gözlenmiştir (Layman, Clifton, Gannon, Krauss, & Nuttall, 2008;Paddon-Jones, Westman, Mattes, Wolfe, & Astrup, 2008). Çalışmada ayrıca yüksek proteinli diyetin daha uzun süren tokluk hissi sağladığı ve kas doku kaybını engellediği vurgulanmıştır.

 

Kan Basıncını (Tansiyonu) Dengeler

Protein tüketimini ılımlı miktarda kırmızı et ile arttıran bireylerin kan yağlarının dengesi bozulmadan kan basınçlarını düşürdükleri gözlenmiştir (Hodgson et al., 2006). Ilımlı miktar ile demek istediğim bireye göre değişir göreceli olduğu için takip sonucu netleşir.

 

Kırmızı Etin Az Tüketimi Demir Eksikliği Anemisi Nedeni

Demir eksikliği anemisi çocuklar ve genç kadınlar başta olmak üzere dünya çapında görülen en yaygın besin öğesi eksikliğidir (Gibson & Ashwell, 2002). Demir minerali vücudumuzda birçok hücresel işlevde kullanılır. Zaten demir minerali hücrelere oksijen taşıyan hemoglobinin yapıtaşıdır. Eksikliğinde halsizlik ve yorgunluk belirtileri kaçınılmazdır.

 

Kırmızı Et Kuvvetli Bir Bağışıklık Sistemi Demektir

Özetle kırmızı et kaliteli yüksek protein kaynağı olmasının yanında B12 vitamini, çinko, selenyum, B vitaminleri ve A vitaminini de yüksek oranda içerir. Zengin içeriği sayesinde vücudun kendini savunması için ihtiyacı olan hammaddeyi sağlar.

Merhaba, Nasıl Yardımcı Olabiliriz?