Şeker Hastalığında Beslenme

Şeker Hastalığında Beslenme

Besinlerin sindirimiyle açığa çıkan glikoz vücudun asıl enerji kaynağıdır. Glikozu vücudun her hücresi kullanır. Glikozun hücre içine girişinde bir anahtar görevi gören insulin glikozun hücre içine girmesini sağlar. Hücre içine yakıt olarak giremeyen glukoz kanda hiperglisemi (kan şekeri yüksekliği) ve hiperinsulinemiye (kanda insulin hormonunun yükselmesi) neden olur. Bu duruma şeker hastalığı (diyabet ya da diabetes mellitus) denir. Bozulan denge sonucu durmadan insulin üreten pankreas hücrelerinde ölme ve glukozun yağ olarak depolanması başlar.

İnsulin anabolik bir hormondur yağ depolanması artışına neden olur ve hiperlipidemi tablosunu beraberinde getirir. Hücrede insülini algılayan reseptörlerde de bir duyarsızlık gelişir ve kan şekeri regülasyonu bozulur. Vücutta işleyen çarklarında hepsi birbirine bağlıdır ve glikozun metabolize olmasında başlıca karaciğer, pankreas ve böbrekler görev alır. Beslenme ile kontrol altında tutulmayan şeker hastalarında en büyük risk vasküler (damar) sisteminde gerçekleşir. Dolayısıyla göz, böbrek, kalp ve sinirler risk altındadır. Ancak bu risk kontrollü olmayan diyabetik hastalar için geçerli. 2019 küresel diyabet prevelansı %9.3 (463 milyon kişi) olduğu tahmin edilmektedir ve 2030’da %10.2’ye (578 milyon) ve 2045’e kadar %10.9’a (700 milyon) yükseleceği tahmin edilmektedir.

Şeker hastalığı beslenme alışkanlıklarında yapılan basit değişiklikler ve daha aktif bir yaşamla üstesinden gelinebilir bir hastalıktır. Besin seçimlerinizde sebze, tam tahıllar, meyve gibi kompleks karbonhidratlar, kurubaklagiller, doğal süt ürünleri, deniz balıkları, az yağlı kırmızı et, tavuk ve hindi gibi etler, taze kuruyemişler ve zeytinyağı gibi doymamış yağlar büyük önem taşır. Asıl yaptığım bir denge ve bütünlük dahilin de bunu sizin yaşam tarzınız içinde uygulanabilir ve sürdürülebilir kılabilmemdir.

Merhaba, Nasıl Yardımcı Olabiliriz?